İdarenin sorumluluk nedenleri denince öğretide ‘’İdarenin kusura dayanan sorumluluğu’’ ve ‘’Kusursuz sorumluluk halleri’’ şeklinde iki farklı sorumluluk nedeni kabul edilmektedir.

İdarenin kusura dayanan sorumluluğunda özel hukuk kabulünün aksine; idarenin yalnız görevlilerinin fiillerinden veya onların seçiminden değil, aynı zamanda hizmetin kurulmasından ve hizmetin özgülendiği amaca ulaşmasındaki aksamalardan da hizmet kusurunun oluşacağı kabul edilmektedir.

İdarenin kusurunun ispat edilemediği veya olmadığı hallerdeyse çeşitli sebeplerle, temelinde hakkaniyet ve zarar paylaşımı ilkesi yatan çeşitli sorumluluk halleri öngörülmüştür.  

 

İdarenin Özel Hukuk Sorumluluğu

İdarenin kimi zaman özel hukuka tabi verdiği zararlar ve bu zararların ortaya çıkardığı uyuşmazlıklar mevcuttur. 1Bu tip uyuşmazlıklarda idarenin özel hukuk sorumluluğu ortaya çıkar.

İdarenin özel hukuk sorumluluğunda idare, tabiri caizse özel hukuk kişisi gibi bir rol üstlenir. Öyle ki bu tip uyuşmazlıklar idari yargının gibi görev alanına girmez, adli yargıda çözüme kavuşturulur. Bu tip uyuşmazlıklar idare hukukunda karşımıza çıkan idarenin sorumluluğu konusunun inceleme alanına girmez ve tamamen özel hukuk prensiplerine göre çözümlenir.2

İdarenin özel hukuk sorumluluğunu doğuran bazı haller; sınai ve ticari hizmetlerden doğan zararlar, idarenin özel mallarının işletilmesinden doğan zararlar, fiili yol veya usulsüz el koymadan doğan zararlar, kamu görevlilerinin saf kişisel kusurlarından doğan zararlar olarak sayılabilir.3  

 

İdarenin İdare Hukuku Sorumluluğu

İdarenin idari sorumluluğu, yani idare hukuku bağlamında idari sorumluluk; idarenin üst gücü vesilesiyle vermiş olduğu zararlar bakımından ele alınır. İdarenin kamu hukukuna tabi bu sorumluluğu özel hukuk sorumluluğundan farklı olarak özel hukuk hükümlerine göre değil kamu hukukuna göre yani idari yargıda çözümlenir.4

Bu sorumluluğun özelliği idarenin vermiş olduğu zararların kamusal faaliyetler sebebiyle ortaya çıkmış olmasıdır. İdarenin özel kişi gibi rol almamasının sebebi, idarenin kamusal faaliyetleri işletirken üstün kamu gücünü kullanması ve zararların bu sebeple özel hukuk hükümlerine göre karşılığı olmamasıdır.

Tabiri caizse özel hukukta kabul edilen tarafların eşitliği ilkesi bu zararlarda karşılık bulmaz çünkü kişi, kendinden daha güçlü bir organa karşı mağdur olmuştur.

İdarenin bu tip sorumluluğu kusurlu ve kusursuz sorumluluk olarak ayrılıp buna göre farklı hükme bağlanır.  

 

Kamu Görevlisinin Kişisel ve Görevsel Kusur Ayrımı

Netice itibariyle idare, fiziksel dünyada karşılığı olmayan soyut bir kuvveti ifade eder. Bu bakımdan yürüttüğü tüm faaliyetleri kendine bağlı kişilerce yürütür. İdare hukukunda bu kişiler kamu görevlileri olarak sıfatlandırılır.

Kamu görevlileri idare tarafından istihdam edilir ve idarenin faaliyetlerini yürütürler. Ancak öyle haller vardır ki kamu görevlilerinin yapmış oldukları faaliyetlerin idarenin sorumluluğunda kabul edilmesi mantığa ve uygulamaya aykırıdır. Kamu görevlisinin de idari faaliyetleri haricinde bir özel kişi olduğu unutulmamalıdır.

Kamu görevlisinin idari faaliyetlerin dışında da kişilere zarar vermesi olağan hayatta muhtemeldir. İşte bu hallerde kamu personelinin kişisel kusuru ve sorumluluğu meydana gelir. Öğretide kamu görevlisinin görevinden bağımsız meydana gelen, kendine münhasır hatasının sebep olduğu kusurlu davranışlar, salt kişisel kusur olarak tanımlanmıştır.5 Öyle ki kamu faaliyeti kapsamında zarara sebep olan personelin sorumluluğu temelde hizmet kusuru olarak idareye aitken; kamu görevi dışında verdiği zararlar, kamu görevi itibariyle olsa da görevlinin haylice ağır kusuru sebebiyle işlediği fiiller kamu görevlisinin kişisel kusurunu ifade eder.  

 

Yabancı Hukuk Sistemlerinde İdari Sorumluluk

Eski devlet tiplerinde hakim düşünce, devletin üstün ve mutlak bir güce sahip olduğu ve bu gücü sebebiyle kimseye karşı sorumlu olamayacağı tarzındadır. Bu sebeple modern devlet tipleri ve yönetim biçimlerine geçinceye dek bu düşünceden uzaklaşılmamış ve devlet hiçbir halde vatandaşlara karşı sorumlu tutulmamıştır. Tabiri caizse vatandaş, himayesinden faydalandığı idarenin verdiği zarara da zamanı gelince katlanmalıydı.6 Ancak Avrupa’da çeşitli siyasi ve düşünsel gelişmelerin ardından kademeli olarak idarenin sorumluluğu ortaya çıkmıştır.

Fransa’da İhtilal’den sonra çıkarılan 1790 tarihli bir kanunla idari şikayet makamı olarak yine o idare olarak düzenlenmiş ve bu denetimsizlik durumunun çözümlenmesi sebebiyle yine 1790 tarihinde Fransız Danıştay’ı kurulmuş ve idari uyuşmazlıkların çözümlenmesi konusunda yetkilendirilmiştir. Ancak bu yetki kesin hüküm verme yetkisi olmadığından ve bu tasarruf devlet başkanına ait olduğundan çoğu uyuşmazlık yine çözümlendirilememiştir.7 1872 senesinde ise bu soruna çözüm getirmek amacıyla Danıştay’a kesin yetki verilmiştir. Zaman içerisinde 1873 Blanco Kararı ile hizmet kusuru anlayışına kesin örnek teşkil eden ilkeler ortaya konmuş, 1895 tarihli Cames Kararında ise kusursuz sorumluluk ilk defa ele alınmıştır. Fransa’da bu tarihlerden itibaren idarenin sorumluluğu yargısal makamlarla vatandaşlar lehine güvence altına alınmış ve idari yargı mekanizması sağlam temellere alınmıştır.

Alman Hukuku’nda ise bu hukuk prensiplerinin yansıması ilk defa somut olarak 1910 Anayasa’sında kamu görevlilerinin faaliyetlerinden idarenin sorumlu tutulacağına dair madde konulmasıyla gerçekleşmiş, özellikle 1. Dünya Savaşı’ndan sonra devletin risk prensiplerine dayanan kusursuz sorumluluk halleriyle de Alman Sistemi’nde idari sorumluluk kendine temel bulmuştur.  

 

İdarenin Kusur Sorumluluğu ve Kusur Kavramı

İdarenin kusur sorumluluğu, Fransız Danıştay’ının uygulama ve adlandırılmasından esinlenilerek Hukukumuza ‘’hizmet kusuru’’ olarak nitelendirilmiştir.

Genel olarak kusur sorumluluğu, yani hizmet kusurunun tam olarak tanımlandırılması zor olmakla beraber; idarenin her türlü hizmetinden, ifasından, yürütülmesinden sorumlu olduğu her türlü organizasyonun kurulması işletilmesi, bu organizasyonlarda görevli her türlü personelin verdiği zararlardan ve yaptıkları ihmallerden kısacası idari faaliyetlere ilişkin diğer kişilere verilen zararlardan ve bu zararların tazminini gerektiren mekanizma olarak değerlendirilebilir.  

 

Kusur Kavramı

İdare Hukuku’nda da kusur kavramı özel hukuk hükümlerinden çokça ayrık değildir. Bilinen anlamıyla kusur kavramı aynı şekilde İdare Hukuku’nda da uygulanır. Yine aynı şekilde kusurun meydana getirdiği zarar ve illiyet bağı da idarenin sorumluluğunu doğuran fiillerde irdelenir ve idari sorumluluğun kapsamını belirler.

Son zamanlarda öğreti ve uygulamada meydana gelen bir değişiklik de, özel hukuktan farklı olarak idare hukukunda sorumluluğun doğması için ağır kusurun varlığının aranması şartından daha yumuşak, ağır kusura ihtiyaç duyulmadan da idari sorumluluğun doğabileceği anlayışıdır. Buna göre eski uygulamada katı bir ağır kusur aranırken artık salt kusurun varlığı da idari sorumluluk bakımından yeterli hale gelmiştir.  

 

Hizmet Kusuru ve Nedenleri

İdarenin kusura dayanan sorumluluğu kısaca hizmet kusuru olarak ifade edilir. İdarenin çeşitli faaliyetlerinde meydana gelen aksama ve yanlışlıklar iradenin hizmet kusurunun oluşmasının temelini oluşturur.

İdarenin personelleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerinde kusura dayanan bir zarar meydana geldiğinde hizmet kusurundan söz edilebilir. Hizmetin bu aksaması; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde meydana gelebilir.

İdarenin hukuka aykırı işlemleri ise idari kusur olarak kabul edilir ve hizmet kusurunu meydana getirir.8 Yalnız değinilmesi gereken bir durum Danıştay’ın da kabul ettiği üzere her türlü hukuka aykırılığın hizmet kusuru teşkil etmeyeceği hallerdir. Bu haller de içtihat hatası veya takdirde hata olarak değerlendirilebilir. Buna göre bazı tip belirsiz kavram ve uygulamalarda idarenin kusur sorumluluğuna gidilmesi karmaşıklık doğurabilir. Ancak bu halde de idarenin sorumsuzluğu için mazeret olarak bu içtihat hataları özür olarak kullanılmamalı; hizmet kusuru yoluna başvurulmasa da zararın kusursuz sorumluluk prensiplerine göre tazmini yoluna gidilebilmelidir.  

 

Hizmetin Kötü İşlemesi

Danıştay, hizmetin kötü işlemesi veya gereği gibi ifa edilememesi gibi hallerde idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğun doğduğunu kabul etmektedir. Bu neden hizmet kusurunu oluşturan en yaygın sebeptir. Buna göre hizmetin tam veya beklenildiği gibi alınamaması veya hizmetten bir zarar doğması hali bu sorumluluk nedenini meydana getirir. Hizmetin kötü işleyip işlememesi ilgili yargının önüne geldiği zaman durumun şartlarına, imkanlara, teknoloji veya benzeri bir çok etmen göze alınarak değerlendirilmesi gereken bir husustur.9  

 

Hizmetin Geç Gelmesi

Hizmetin beklenildiği zamanda işlememesi veya yavaş işlemesi hallerinde Fransız Ve Türk Danıştay’ı hizmet kusurunun varlığını kabul eder. Ancak Bu tip bir gecikmeye tam anlamıyla somut bir sınır çizmek mümkün olmadığından her iki kurum da o-karşılarına gelen somut olayın niteliklerine göre idarenin sorumluluğunu belirler. Burada önemli olan vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetin idarenin zamansal olarak yaptığı hatalardan dolayı vatandaşa beklenen ve vadedilen faydanın sağlanamaması halidir. Kamu hizmetinin süreklilik ilkesinden de anlaşılacağı gibi hizmet esasen kesintisiz ve sürekli olmalıdır.10  

 

Hizmetin Hiç İşlememesi

İdarenin sunmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmeti veya yerine getirmesi gereken bir kamu faaliyetini yerine getirmemesi hizmet kusurunu oluşturur.11 Hizmetin hiç işlemediği haller diğer iki nedene nispeten daha somut çizgilere sahiptir. Buna göre hizmetin gereği gibi veya gerektiği zaman ifasının incelenmesi yerine siyah veya beyaz alanlar mevcuttur. Bir trafik levhasının konmaması yahut kolluk kuvvetlerinin müdahale etmesi gereken bir olaya hiç karışmaması gibi somut olarak belirlenebilen hallerde Danıştay olayın sonucunda meydana gelen zararın tazminini kolaylıkla hükmedebilir.  

 

Kamu Görevlilerinin Kusurundan Dolayı İdarenin Sorumluluğu

Fransız Hukuku’nda kamu görevlilerinin kişisel kusurlarında görevlinin sorumluluğu ve idarenin sorumluluğu iç içe geçmiştir. Buna göre kamu görevlisinin kişisel kusurundan zarar gören kişi, ister bizzat görevliye karşı adli yargıda isterse idareye karşı idari yargıya başvurabilme hakkına sahipken bizdeki sistem böyle değildir. Türk İdare Hukuku’nda kamu görevlisinin kişisel kusurundan zarar gören kişinin görevliye karşı adli yargıya başvurma hakkı olmayıp yalnız idareye karşı idari yargıya başvurma hakkı mevcuttur. Bununla beraber, görevlisinin kişisel kusuru sebebiyle kendisine karşı açılan davada tazminat ödeyen idare; kusuru oranında bunu ilgili kamu personeline karşı açacağı rücu davası ile telafi edebilir. Kamu görevlisine yönelik rücu müessesesi Anayasamızın 129. Maddesi ile Devlet Memurları Kanunu’nun 13. Maddesinde öngörülmüştür.  

 

İdarenin Kusursuz Sorumluluk Halleri

İdarenin kusuruna dayanan hizmet sorumluğunda, zarar görenin gördüğü bu zararın idarenin kusuruna dayandırması gerekmektedir. Ancak bazı haller vardır ki mağdurun dayanabileceği veya ispat edebileceği bir kusur hali söz konusu değildir. İşte bu gibi hallerde idarenin vatandaştan daha güçlü olduğu da kabul edildiğinden ve zararın bir şekilde idarece üstlenilmesi gerektiğinden kusursuz sorumluluk halleri özellikle 1961 Anayasası ve sonrasında kabul edilmiştir. Bu kusursuz sorumluluk halleri özel hukuktaki gibi saylı ve belirli haller gibi anlaşılmamalı daha geniş bir perspektiften olaylara bakılmalı ve değerlendirilmelidir. İşte bu kusursuz sorumluluk hallerine farklı tanımlamalar getirilmiştir. Bunlar arasında salt nedenselliğe dayandığından ‘’sebep sorumluluğu’’ veya sübjektif kusur sorumluluğuna dayanan hizmet kusurundan bariz ayrılma noktası olan ‘objektif sorumluluk’’ tanımları yer almaktadır. 12

Danıştay’ın kusursuz sorumluluğu kabul ettiği vakıalarda özellikle üzerinde durduğu ve bu sorumluluk halinin temelini oluşturduğunu düşündüğü bir takım ilkeler mevcuttur. Buna göre bu sorumluluk hallerinin temelini kamu yükleri karşısında eşitlik, adalet, hakkaniyet, nesafet gibi kavramlar teşkil etmekte; kimi durumlarda da objektif sorumluluk prensibi benimsenmektedir. Kusursuz sorumluluk hallerinde genellikle tehlike sorumluluğu gündeme gelmektedir. Bunun haricinde kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine ters düşen hallerde veya hukuka uygun faaliyetlerin ortaya çıkardığı zararlarda daha çok kendini göstermektedir.

Son dönemde öğretide sosyal risk ilkesi de benimsenmeye başlamıştır. Bu teori ve ilkeye göre toplumda gelişen siyasi ve toplumsal olaylar kişilerin topluluklar halinde davranmasını, kalabalıklar halinde eylem ve miting düzenlemeleri gibi idarenin anlık olarak müdahale edemeyeceği durumları beraberinde getirir. Böyle hallerde meydana gelebilecek her türlü zarar doğuran fiilden idare bizzat kendi kusuru nedeniyle sorumlu olmasa da önleme yükümlülüğünü yerine getirememesi sebebiyle kusursuz sorumlu olur.  

 

Risk Sorumluluğu

Risk sorumluluğu, idarenin yürüttüğü faaliyetler kapsamında kimi zaman kusuru olmasa bile bu faaliyetlerin yüksek tehlike ve risk taşıması sebebiyle idarenin sorumlu tutulacağı anlayışını ifade eder.13 Hatta öyle ki gelişen dünyada bu risklerin yabancı ülkelerden bile gelebileceği muhtemeldir.14 Buna göre yabancı ve yerli hukuk sistemlerinde idare yalnız kusuruna dayanan hallerden değil kusursuz sayıldığı hallerde de hakkaniyet ilkesi gereği objektif olarak sorumlu tutulur.  

 

Tehlikeli Şeyler

İdarenin kullandığı ve faaliyetlerine özgülediği çeşitli maddeler veya araçlar kimi zaman zarara yol açabilir. Öyle ki bu zarar zaten madde veya aracın doğasına uygun kaçıyor olsa bile devlet öyle madde ve araçları çeşitli hizmetler için kullanma zorunluluğundadır. Öyle ki idarenin yürütmesi gereken bazı zorunlu faaliyetler bünyesinde tehlikeli unsurları barındırabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus bu tehlikenin bir zarara yol açmaması için gereken her türlü önlemi almasıdır. İdare her türlü önlemi alsa dahi bazen çeşitli zararlar meydana gelebilir. İşte böyle hallerde idarenin kusurundan bağımsız olarak kusursuz sorumluluğu gündeme gelmektedir. Böyle madde ve araçlara örnek olarak patlayıcı maddeler, yanıcı maddeler, ateşli silahlar veya ağır makineler gösterilebilir.  

 

Tehlikeli Yöntemler

İdarenin kimi zaman yürüttüğü faaliyet veya işlemleri de özü gereği tehlike arz edebilir. Böyle durumlarda idare yine bu tehlikeli durumdan kusursuz sorumlu tutulabilir. Buna göre 1956 sonrasında Fransa’da suçluların kısıtlı da olsa özgürlük verecek ve toplumdan tamamen izole edilmeyecek şekilde bir düzenleme getirilmiştir. Yine aynı şekilde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiş adli kontrol düzenlemesi de hayata geçirilmiştir. İşte bu gibi durumlarda idare, salıverilen suçluların dışarda başka vatandaşlara zarar vermesi durumunda kusursuz sorumlu tutulacaktır. Bu gibi durumlarda idarenin kusurlu olmamasının sebebi işlem ve faaliyetin tamamen hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi ve öngörülen bir hizmetle bağlantısının bulunmamasıdır.  

 

Mesleki Riskler

Kamu görevini yürütenler ile bu görevi yürütmek için geçici ve gönüllü olarak bu göreve katılanlar kimi zaman görevlerinin gerçekleştirilmesi sebebiyle çeşitli zarara uğrayabilirler. Kamu görevlilerinin böyle zararlar görmesi halinde idarece çeşitli tazminat ve aylıklar ödenmekteyken gönüllü ve geçici katılanlar için böyle bir olanak mevcut değildir. Bu sebeple bu tip çalışanlar için kusursuz sorumluluk halleri Türk ve Fransız Danıştay’ınca kabul edilmiştir. Danıştay’ın verdiği çeşitli kararlarda mağdurun tazminat hakkı kazandığı ve idarece ödeme yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.  

 

Kamu Külfetleri Karşısında Eşitliğin Bozulmasından Dolayı Sorumluluk

Öğretide; “kamu külfetleri karısında eşitlik”15, “yükümlülüklerde eşitlik-hakkaniyet esası”16 ve “kamu külfetleri karısında eşitliğin bozulması”17 farklı adlandırmalarla alınan bu sorumluluk tipi (, toplumun tamamı veya büyük çoğunluğu tarafından faydalanılan hizmet veya işlemlerin sonucunda meydana gelen bazı külfetlerin belli kişi veya kişilerin üstüne zarar olarak doğması sonucu bu zararın hakkaniyet gereği idarenin kusursuz olsa bile tazmin edilmesini ifade eder.18 Nitekim bu külfetten doğan zararın giderilmesi İdare Hukuku’nda ‘’kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi’’ olarak ifade edilmektedir. Bu ilke gereği toplumun tamamının faydalandığı bir hizmetin külfeti de toplumun tamamınca üstlenilmeli, belli bir kesme bırakılmamalıdır.

Örneğin çeşitli bakım ve onarım faaliyetleri sebebiyle yol veya sokak benzeri imkanların kullanımı askıya alındığında o yol üstünde faaliyet gösteren işletmenin zarar etmesi doğaldır. Ancak o yolun onarımından tüm toplum faydalanacak iken yalnız bir kişinin veya belli sayıda işletmenin zarar görmesi hakkaniyete uygun değildir. İşte bu gibi durumlarda bu zararlar idarece karşılanmalıdır.  

 

Sonuç

İdarenin çeşitli faaliyet ve işlemlerinde çeşitli zararların meydana gelmesi ve vatandaşın bundan etkilenmesi kaçınılmazdır. İşte bu gibi hallerde hukuk devleti olmanın gereği vatandaşın mağduriyetini engellemek, önlemek; meydana gelen bir zarar söz konusu ise bunu tazmin etmektir. Fransız Devrimi sonrası gelişen demokrasi ve insan hakları çerçevesinde devletin insandan yüce ve büyük olduğu anlayışı değişmeye başlamış, devletin de vatandaşa karşı kimi zaman hatalı ve sorumlu olduğu kabul edilmiştir. İşte bu halde önce Fransa’da başlayan idari sorumluluk kavramı zamanla tüm Avrupa’ya ve ülkemize de yayılmıştır.

İdarenin faaliyetleri sonucunda verdiği zararlardan sorumluluğu zaman içerisinde teknolojik ve sosyal etmenlerin de sebebiyle tüm zararlar bakımından uygulanabilir hale gelmemeye başlamış ve buna kusursuz sorumluluk halleri ve ilkeleri de eklenmiştir.

Tüm bunlarla beraber hukuk devleti ilkesi gereği Özel Hukuk’un aksine kesin sınırları olan sorumluluklar yerine İdare Hukuku’nda gerek kusurlu gerek kusursuz sorumluluk hallerinde daha soyut ve olay bakımından değerlendirilen bir sorumluluk anlayışı sisteme yerleşmiştir.    

 

İletişim

Bizi Arayın : +90 212 909 86 34

Mail Gönderin : info@ballawyer.com

whatsApp →

 

KAYNAKÇA

  • AKYILMAZ / SEZGİNER / KAYA, Bahtiyar/Murat/Cemil, Türk İdare Hukuku, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, Eylül 2013, Ankara
  • ÇAĞLAYAN, Ramazan, İdare Hukuku Dersleri, Adalet Yayınevi, 2. Baskı Eylül 2014, Ankara
  • ÇAĞLAYAN, Ramazan: Tarihsel, Teorik ve Pratik Yönleriyle İdarenin Kusursuz Sorumluluğu, Asil Yayın Dağıtım, 1. Baskı, 2007, Ankara
  • DERDİMAN, R. Cengiz, İdare Hukuku, Alfa Aktüel Yayınları, 3. Baskı Temmuz 2010, Bursa
  • EREN, Fikret, Borçlar Hukuku-Genel Hükümler, Cilt: I, Beta Yayınları, 1998, İstanbul
  • GÖZLER / KAPLAN, Kemal/Gürsel, İdare Hukuku Dersleri, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 14. Baskı Ağustos 2013, Bursa
  • GÖZLER, Kemal ve KAPLAN, Gürsel, Kısa İdare Hukuku, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 12. Baskı, Eylül 2018, Bursa
  • GÖZLER, Kemal, İdare Hukuku Cilt: 2, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2. Baskı, Ekim 2009, Bursa
  • GÖZÜBÜYÜK /Tan, A. Şeref/Turgut, İdare Hukuku Genel Esaslar Cilt 1, Turhan Kitabevi, 9. Baskı, 2013, Ankara
  • GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref, Yönetim Hukuku, Turhan Kitabevi Yayınları, 26. Baskı, Temmuz 2008, Ankara, ÖZGÜLDÜR, Serdar. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararları Işığında Tam Yargı Davaları, Yetkin Yayınevi, 1996, Ankara
  • YAYLA, Yıldızhan. İdare Hukuku, Beta Yayınevi, 2009, İstanbul
  • ÇELİKKOL, Hüseyin , “İdarenin Objektif Sorumluluğu”, İzmir Barosu Dergisi, Sayı: 2, Yıl: 4, 1985 İzmir
  • ANAYURT, Ömer, Türk Hukukunda İdarenin Kusura Dayalı Sorumluluğu, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 1989, Ankara, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.ulusaltez.gov.tr Tez No: 8733
  • AYDIN, Muhammet Ali , İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Sorumluluğu Yüksek Lisans Tezi, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.ulusaltez.gov.tr, Tez No: 415634
  • AKYÜZ, Canan Bozan, İdarenin Kusursuz Sorumluluğu Yüksek Lisans Tezi, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.ulusaltez.gov.tr, Tez No: 364850
  • DURKAL, Müzeyyen Eroğlu, İdarenin Sorumluluğunun Ortaya Çıkışı ve Temeli, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/686481
  • Danıştay 12.D E.969/3435 K.970/754 Temeli, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.sinerjimevzuat.com.tr
  • Danıştay 10.D E.992/3372 K.993/3777 Temeli, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.sinerjimevzuat.com.tr
  • Danıştay 10.D E.2008/188 K.2012/934 Temeli, Erişim tarihi ve adresi: 30.10.2020 www.sinerjimevzuat.com.tr